Çetin Ünsalan: Akbelen samimiyet testi – 2023

Merhaba,

Türkiye’nin gündemi Muğla Akbelen’de yaşananlar. Termik santral için kömür çıkarma işi, insanların yaşam alanlarını koruma isteğiyle karşı karşıya gelince nahoş görüntüleri de beraberinde ortaya çıkardı.

Öncelikle, insanlara yaklaşım ve hakem olması gerekenin taraf olması, alışageldiğimiz sert yaklaşım ve iletişim çağında iletişimsiz tavır zaten sadece bu konuda değil, her meselede ana problemlerimizden biri. Vatandaşa yönelik yaklaşımın kabul edilebilir bir tarafı yok.

Bunun altını çizdikten sonra asıl sorgulanması gerekene gelelim. Öncelikle bir maden işletmeciliğinin bu kadar doğayı katlederek yapılması zorunlu mu? Maden Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Ali Kahriman, her konuşmasında doğaya uygun madenciliğin mümkün olduğunu, dünyada bunun yaklaşımlarının örneklerle görülebileceğini dile getiriyor.

Yani maliyet altına girmemek ve yüksek kazanç uğruna bu derece büyük bir doğa katliamı, alternatifi varsa cinayettir. Mühendislik, doğası gereği zaten tahrip eder. Ama mühendislik ahlakı da şunu der: Doğaya en az zarar verecek şekilde çözüm üretmek şart.

Öyleyse bu tip bir madenciliğin, madencilik olmadığının altını çizmek gerekir. Fakat madalyonun tersinden baktığımızda da, madenciliği toptan kötülemek de akılcı değildir. Mesele bu konuda verilen bir bilgi de var. Orman alanlarımızdaki madenciliğin payı sadece binde 3.

Burada mesele yaklaşım ve iletişimsizlik. Ayrıca ekonominin yönetiliş biçimine olan ve belli başlı isimleri öncelikleyen tavra olan bir tepkiden de kaynaklanıyor. Bir diğer ve asıl sorgulanması gereken ise iklim krizinin yaşandığı, karbon emisyonlarının esas alındığı, taahhütlerin verildiği ve yenilenebilir enerjinin konuşulduğu bir dünyada kömür ile ilgili bakış açısı.

Rusya – Ukrayna Savaşı sırasında, enerji bağımlılığını azaltmak isteyen mesela Almanya, en son ve kaçınılmaz durumlarda kömür alternatifini konuşabileceğini açıklarken, eş zamanlı milyarlarca avroluk yenilenebilir enerji yatırım paketini de duyurdu.

Termik santrali bir kenara bırakın; bugünün dünyasında üretimde kullandığının enerjinin tedarik tipi bile sorgulanıyor. Mesela dünyanın en çevreci üretimiyle, atık yönetimiyle, doğru metotları ile bir kazak ürettiniz. Şayet kullandığınız enerji fosil yakıt türünün bir örneği ise sınıfta kalıyorsunuz.

Muhatap olacağınız şey ya tüketici tarafından tercih edilmemek, ya müşterinizin mal almayı kesmesi ya da sınırda yüksek karbon vergileri… Böylesi bir dünyaya giderken, sıfır karbon emisyonu hedefleri açıklamışken, uluslararası imzaları atmış ve taahhütlerde bulunmuşken, yenilenebilir enerji adına dünyanın cenneti sayılabilecek noktasında yer alırken, halen kömür üzerinden bu tartışmayı yaşıyor olmaktır asıl garip olan.

Depolama teknolojilerinin hızla geliştiği günümüzde, yenilenebilir ile ilgili sürdürülebilirlik sorunu ortadan kalkıyorken, buna yatırım yapıp, yarını kurtarmak, bir yandan reel sektörünüzü rekabetçi hale getirip, bir yandan da taahhütlerinize uygun davranmak varken, bu çirkin görüntüleri neden yaşıyoruz?

İş sadece enerji üretimi de değil. Üretilen ya da ithal edilen enerjinin kullanım şekliyle ilgili büyük sorunlar bulunuyor. Halen yalıtım meselesini, yani verimli tüketimi konuşmamışken, binlerce fabrikada enerji verimliliği için sonuç alınmamışken, enerjinizi buraya harcayacakken, oradaki güzel Anadolu insanlarına bu zulmü yapmak niye?

Günün sonunda Akbelen bir samimiyet testidir. Üstelik bu konudaki her kesim için… Sizin dünyaya, enerji meselesine, ekonomiye, doğaya, üretime ve insanlığa gösterdiğiniz yaklaşımın bir tezahürüdür. Şayet attığımız imzanın arkasındaysak, kömür – doğa kavgası gibi anlamsız bir tartışmaya girene kadar, ‘yenilenebilir esastır’ diyebilmeliydik. Olmadı; çok üzgünüm.

[email protected]


Umuyoruz ilginizi çeken, güzel bir içerik sunabilmişizdir.

İçeriğimizi oylayın post

Yorum yapın